ALBERT CAMUS VE VEBA YÖNETİMİ
1913 yılında Cezayir'de doğan Nobel ödüllü yazar Camus'nün eserlerine yansıyan temel noktalar; hastalığı verem, yaşadığı dönemin siyasal yapısı ve dünya savaşlarıyla yıpranan kaybolan insanlardır.
Ancak Camus, kötülükler v e ölüm karşısında insanı kayıtsızlıktan kurtaran deniz, güneş, sanat ve sevgi kavramlarını da unutmaz. Onun için sanat aynı zamanda hayatsal sorunları da inceleme alanıdır.
"Veba" ve "Sıkıyönetim" Camus'nün kendi düşünce yapısıyla, o dönemin toplumsal, siyasal sorunlarını farklı bakış açıları ve imgelerle tanımladığı eserlerdir."Veba" romanında, veba hastalığı modern ve yaşanılası bir kent olan Oran'a ölümü getirmiştir. Oranlılar yaşamın mutluluğunu bilmemektedir. Ve veba onlara ölümün mutsuzluğunu gösterecektir. Veba'yla bu savaşta romanda varoluşçuluğun olumlu başkaldırı noktasında da bir temsilcisi olan Dr. Rieux karakteri ön sıradadır. Veba toplumca paylaşılması gereken bir başkaldırı dayanışmasını ele alır.
"Sıkıyönetim" oyununda ise şehri ele geçiren etten kemikten bir insan kılığına bürünmüş vebaya karşı Kadiz Şehri'nin durumu söz konusudur. Veba buraya düzeni, sistemi değiştirmek için gelmiştir. Çünkü önceki sistem adaletsizdir. Fakat vebayla gelen düzen , eski sistemin katılaşması olmuştur.
Bu sene sergilediğimiz oyun ; Camus'nün bu iki eserinin ortak yorumlanmasıyla oluşan "Veba Yönetimi" oyunudur.
Camus'nün de felsefesinde olduğu gibi insan hakkında hiçbir şey bilmediği bir suç nedeniyle zalimce ölüme mahkum olmuş bir suçludur. Bu noktada her ne olursa olsun Veba, insanın dünya üzerindeki durumunun bir simgesidir.
Günümüzde gelişen teknolojinin ve ilerleyişin önüne geçmek mümkün değildir. Yapılan her yenilik insan hayatını daha da kolaylaştırdığı gibi , diğer yandan bu ilerleyiş her geçen zamanda bireyi biraz daha yalnızlaştırarak, çevresine yabancılaştırmaktadır.İnsanoğlu hala savaşıyor, hala özgürlüğünü arıyor ve hala kayıp. Kısırdöngünün yarattığı iletişimsizlik, umutsuzluk, insanın yaratma güdüsünü de yok ediyor. İnsan yaratsa bile olumlu, yapıcı yönde olmuyor,yarattığı silahlarla kendini öldürüyor. Günü tüketen insan geleceğini de tasarlayamıyor. Değişen çağın geliştirdiği insan ancak çabası ve yaşama arzusu ile varolabilecektir.
"İNSANI SAVUNUYORUM ÇÜNKÜ DÜŞTÜĞÜNÜ GÖRDÜM"
|